Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarılma

Büşra Üredi


6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hukuk düzenimize girmesi ile Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun limited şirketler için öngörmüş olduğu kısıtlama da kalkmıştır.


LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMA

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hukuk düzenimize girmesi ile Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun limited şirketler için öngörmüş olduğu kısıtlama da kalkmıştır. Limited şirketlerin ortak sayısına ilişkin olan bu kısıtlama, belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda ortaklığın son bulması hallerinde kanunda ortaklığın feshini mahkemeden isteme hakkı tanımakta idi. Zira eTTK’nın yürürlükte olduğu süreçte limited şirketler tek ortaklı olarak kurulamıyor, dolayısıyla iki kişilik limited şirketlerde ortaklara ortaklıktan çıkma hakkı tanınmıyordu. Bunun yerine, ortaklara ortaklığın çekilmez duruma gelmesi halinde mahkemeye haklı nedenle ortaklığın feshi başvurma hakkı tanınıyordu. Yeni kanunun yürürlüğe girmesi ile tek kişilik limited şirketler kurulabilir hale gelmiş ve eTTK’nın yürürlükte olduğu süreçteki uygulamadan vazgeçilmiştir.

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret uygulaması ile beraber limited şirketlerde bir ortağın ortaklıktan ayrılabileceği 3 yöntem kabul edilmiştir. Bunlar; hissenin devri, ortaklıktan çıkma ve çıkarılmadır.

1.ORTAKLIKTAN ÇIKMA

Çıkma, ortağın iradi olarak ortaklıkla arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirmesi olarak tanımlanabilir. Limited şirketlerde sona erme ve ayrılmaya ilişkin hususları düzenleyen TTK m. 638 ve m. 639 hükümleri incelendiğinde kanun koyucunun 3 tür çıkma hali düzenlediği görülmektedir. Bunlar; esas sözleşmede öngörülen sebebe dayanarak çıkma, haklı sebeplere dayanarak çıkma ve çıkmaya katılma şeklinde karşımıza çıkar.

Esas sözleşmede öngörülen sebebe dayanarak çıkma

Şirket sözleşmesine dayanarak çıkma TTK m.638/1’de düzenlenmiştir. Buna göre şirket sözleşmelerinde ortaklara ortaklıktan çıkma hakkı tanınabilir ve bu hakkın kullanılması belirli şartlara bağlanabilir. Çıkma hakkının ortak tarafından kullanılabileceğinin sözleşmede düzenlenmesi tamamen ihtiyari olup şarta bağlı şekilde de düzenlenebilir.

Sözleşmeye dayanan çıkma hakkının şartları oluştuğunda (ya da bu hak şartsız olarak düzenlenmişse istendiğinde) ortak, şirkete çıkma beyanında bulunur. Bu irade yenilik doğurucu nitelikte olup kural olarak şekle bağlı değildir. Çıkma hakkı ayrıca şirket sözleşmesinde öngörülmeleri halinde tüm ortaklar açısından bağlayıcı hükümleri düzenleyen TTK m. 577’de de karşımıza çıkmaktadır. Bu maddede sayılan kayıtlar şirket sözleşmesinde yer aldığı takdirde bağlayıcı nitelikte hükümler olacaktır.

Haklı sebebe dayanarak çıkma

TTK m. 638/2’de haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkma hali düzenlenmiştir. İlgili kanun hükmüne göre her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilecektir. Mahkeme de istem üzerine dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bir kısmının veya tamamının doldurulmasına ya da davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.

Çıkma hakkının kullanılabilmesi için bu hakkın şirket sözleşmesinde öngörülmesi gerekmemektedir. Başka bir deyişle şirket sözleşmesinde ortaklıktan çıkma hususunun düzenlenmemiş olması, ortağın hiçbir surette şirketten ayrılamayacağı anlamına gelmemektedir.  Fakat bu durumda ortağın mahkemeye başvurması ve çıkmanın haklı bir nedene dayanması gerekmektedir.

Kanun koyucu haklı sebeplerin neler olduğunu açıkça belirtme gereği duymamıştır. Ancak TTK m. 245 çerçevesinde konu ele alındığında, haklı sebeplerin neler olduğuna dair şöyle bir tanım yapılabilir: Ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenler haklı neden olarak sayılabilir. Haklı neden herhangi bir ortakla ilgili olabileceği gibi ortaklar arasındaki münasebetlerde de kendisini gösterebilir. Haklı sebebin varlığına karar verme yetkisi ise hâkime aittir. Hâkim, söz konusu sebebin haklı olup olmadığına dair kararı verirken her somut olayda haklı sebebin bulunup bulunmadığını, çıkma talebinde bulunan ortağın kişisel özellikleri ve limited şirketin yapısını göz önünde bulundurmalıdır. Buna ek olarak çıkma talebinde bulunan ortağın kusurlu olup olmaması, verilecek nihai karar açısından önem arz etmez.

Çıkmaya katılma

Çıkmaya katılma hususu TTK m.639’da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre bir ortağın çıkma iradesini ortaklığa yöneltmesi veya haklı sebeple çıkma davası açması hâlinde bu durum ortaklık müdürlerince diğer ortaklara bildirilir. Bu bildirimi alan ortak da 1 ay içerisinde şirket sözleşmesinde yer alan sebebin kendisi açısından da geçerli olduğunu düşünüyor ve çıkmak istiyorsa bu durumu aynı şekilde müdürlere bildirerek veya haklı sebeple çıkma davası yoluyla çıkma talep edilmişse bu davaya katılarak şirketten ayrılabilecektir.

Burada önemli olan husus, çıkmayı ilk talep eden ortağın çıkma hakkını hangi şekilde kullandığıdır. Çıkmaya katılan ortağın dayanacağı çıkma sebebi ile hâlihazırda çıkma talebi yöneltmiş olan ortağın dayandığı sebebin aynı olmasının gerekip gerekmediği konusunda TTK açık bir hüküm içermekten özellikle kaçınmıştır. Doktrindeki ağırlıklı görüşe ve kanunun lafzi yorumuna göre, sözleşmede öngörülen sebebe dayanarak çıkmaya katılma hakkını kullanan ortağın bu hakkı kullanırken, kanundaki  “kendisi yönünden de geçerli” olması şartı ile bire bir aynı sebebin ileri sürülmesini zorunlu kıldığı anlamına gelmektedir. Buna karşılık “haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak” lafzıyla herhangi bir haklı sebep olması kanun koyucu tarafından yeterli görülmüştür.

2. ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA

Ortağın ortaklıktan çıkarılması aynı çıkmada olduğu gibi iki temel şekilde mümkündür; esas sözleşmede öngörülen nedenlere dayanarak çıkarılma veya haklı nedenlerin varlığı halinde çıkarılma.

Esas sözleşmede öngörülen sebebe dayanarak çıkarılma

Bir ortağın limited şirket esas sözleşmesinde öngörülen nedenlere dayanarak ortaklıktan çıkarılması mümkündür. Bunun için şirketin öncelikle bir genel kurul kararı alması gerekmektedir. Genel kurul ilgili ortak hakkında çıkarılma kararı verirse, bu kararın geçerli olabilmesi için şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurmalıdır. Sonrasında karar ilgili ortağa noter aracılığıyla bildirilir. Ortaklıktan çıkarılma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilmektedir.

Haklı sebebe dayanarak çıkarılma

Limited şirketlerde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için başvurulabilecek bir diğer yol da haklı sebebe dayanarak ortağın ortaklıktan çıkartılmasıdır. TTK, haklı nedenin sınırlarını 245. maddesi ile çizmeye çalışmıştır. Buna göre bir ortağın ortaklık yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında ortaklığa ihanet etmiş olması, kendisine düşen asli görev ve borçları yerine getirmemiş olması bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı ortağın işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi durumu, sınırlı olarak sayılmayan başlıca haklı neden halleridir.

Şirketin haklı nedenlere dayanarak ortağı çıkarabilmesi için öncelikle bu yönde bir genel kurul kararının alınmış olması gerekir. Söz konusu genel kurul kararı, limited şirketler açısından genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olması sebebiyle önemli kararlar arasındadır. Bu nedenle, kararın alınması için gerekli nisap, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasıdır. Bu şartlar oluştuğunda ilgili karar mahkemeye sunulur. Mahkeme tarafından kararın kabul görülmesi halinde ortağın çıkarılması gerçekleşmiş olur.

Son olarak belirtmek gerekir ki şirketin haklı sebeple çıkarma hakkı, sözleşme ile bertaraf edilemez. Ancak, şirket sözleşmesi ile bazı sebeplerin haklı neden sayılmaması veya bazı olayların haklı sebep kabul edilmesi mümkündür.

Ayrılma akçesi

eTTK’da ayrılma akçesinin detaylı bir şekilde düzenlenmemiş olması uygulamada büyük sıkıntılara yol açmakta idi. Yürürlükte bulunan kanunun 641 ve 642. maddelerinde ayrılma akçesine ilişkin düzenlemelere ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Ortaklıktan çıkarılan ortağının payının karşılığının verilmesi şeklinde tanımlanabilecek olan ayrılma akçesi, ilgili kanun hükmüne göre ayrılan ortağın esas sermaye payının gerçek değerine uymalıdır. TTK m.641’in gerekçesinde ayrılmanın, her çeşidi ile çıkma ve çıkarılma ile ölümü de kapsadığı ve özellikle ortaklıktan çıkarmanın elkoyucu ve cezalandırıcı bir yaklaşıma imkân vermemesi gerektiği ifade edilmiştir. Ek olarak, gerçek değerine uyan ibaresinin kanunda tanımlanmamış olduğu ancak bu ibarenin bilanço değerini ifade ettiği de ilgili kanun gerekçesinde belirtilmiştir.

6102 sayılı TTK 641/2’e göre şirketin esas sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla esas sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilir. Dolayısıyla ortaklar dürüstlük kuralına aykırı olmamak kaydı ile bu konuya ilişkin olarak sözleşmede serbestçe düzenleme yapabileceklerdir. Belirtmek gerekir ki, ayrılma akçesine ilişkin olarak esas sözleşmede düzenleme mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak, bu hususun sözleşmede düzenlenmemiş olması da ortağın ayrılma akçesini talep edemeyeceği anlamına gelmemektedir. Sonuç olarak esas sözleşmede ayrılma akçesine ilişkin bir hüküm yer almasa dahi ayrılan ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan akçeyi her zaman şirketten talep edebilecektir.

  1. Soner ALTAŞ, ‘’Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Limited Şirket Ortaklığından Çıkarılma ve Ayrılma Akçesi’’
  2. Cemal KADAN, ‘’Limited Şirket Ortaklarının Şirketten Çıkma Hakkının Değerlendirilmesi’’
  3. Türk Ticaret Kanunu