MEHMET SARI

TÜRK TİCARET KANUNU VE ÇEK KANUNU İLE BANKALARA YÜKLENEN YÜKÜMLÜLÜKLER

GİRİŞ 

 Ticari hayat açısından bir çok faydası olduğu kuşkusuz çekin ülkemiz uygulamasında bir çok sorunu da bünyesinde barındırdığı yadsınamaz bir gerçektir. Her ne kadar Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ceza Kanununda çek hukukunu ilgilendiren düzenlemeler mevcut iseler de yaşanan tecrübeler yeni yasal düzenlemelerin varlığını gerektirmiş ve bu doğrultuda özel yasalar yürürlüğe girmiştir.  

 Türk Hukuk sisteminde banka veya özel finans kurumları çekte muhatap olma yetkisini münhasıran haiz bulunmaktadır. Bu sebeple çeklerle ilgili yapılan düzenlemelerde  muhatap kurum önemli bir yer işgal etmekte ve düzenlemelerin de merkezinde bulunmaktadır. Çek hukuku ile ilgili yapılan yasal düzenlemelerin çek uygulamasının kötü niyetle kullanımını önlemek ve böylece çekin ekonomik fonksiyonunu yerine getirmesini temin etmek olduğu gözlenmektedir. Bu durumda anılan düzenlemelerle muhatap banka açısından öngörülen yükümlülüklerin tespiti büyük önem arz etmektedir.

 Türk Ticaret Kanunu ve Çek Kanunu ile Bankalara Yüklenen Yükümlülükler adını taşıyan  bu çalışmamızda öncelikle çek hukuku ile ilgili kısa bir tarihçe verilerek konuya giriş yapılmış, daha sonra da çekte muhatap konusu incelenmiştir. Her ne kadar hukukumuzda banka ile birlikte özel finans kurumunun da çekte muhatap olabilmesi mümkün iken uygulamadaki ağırlık ve kullanımdaki yaygınlık sebebiyle çalışmamızda özel finans kurumlarının Türk hukuk sistemindeki yerini tespitten sonraki kısımlarında sürekli “…veya özel finans kurumu” eki yerine, muhataptan bahsetmek istediğimizde sadece banka kelimesi tercih edilmiştir. Anılan sebep çalışma isminin tercihinde de etkili olmuş, “Türk Ticaret Kanunu ve Çek Kanunu ile Muhataba Yüklenen Yükümlülükler” ismi yerine tercih ettiğimiz bu başlık kullanılmıştır.

 Çalışmanın ikinci bölümünde çek kanunu ile bankalara yüklenen yükümlülükler incelenmiş ve söz konusu yükümlülükler incelenirken yeni yasa ile getirilen düzenlemelere de değinilmiştir. Böylece çekin vazgeçilmez unsuru muhatap bankanın sorumluluğunun çerçevesi ortaya konulmaya çalışılmıştır.


I. GENEL OLARAK

A. ÇEKLERE İLİŞKİN DÜZENLEMELERE GENEL BİR BAKIŞ

Çek, bankalar tarafından çıkarılan ve hesap sahibinin bankadaki hesabından dilediği kişilere ödeme yapmasına imkan veren bir kambiyo senedidir. Bir vade taşımaması yani bir ödeme aracı olması çeki  diğer kambiyo senetlerinden (poliçe ve bonodan) farklı kılmaktadır. Çek hakkındaki yasal düzenlemelerin başında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu gelmektedir. TTK’nın 692. ve devam eden maddelerinde çekin keşidesi, şekli, devri ve ödenmesine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.

Ancak, bu düzenlemelerin yetersiz kalması nedeniyle, 1985 yılında 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” hazırlanmış ve meclis tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu kanun, Türk Ticaret kanununun çeklere ilişkin hükümlerini tamamlamak ve çeklerin güven içinde  tedavül etmesine yardımcı olmak amacıyla çıkarılmıştır . 3167 sayılı Kanun ile getirilen en önemli yenilik, hesapta yeterli karşılık olmadığı için ödenmeyen çekin keşidecisine, çek hamilinin şikayetine bağlı olarak 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası getirmesidir. Karşılıksız çekin hapis cezası müeyyidesine tabi tutulması, bir yandan çek kullanımının yaygınlaşmasına, diğer yandan karşılıksız çekten dolayı ceza davalarının artmasına neden olmuştur.

Gerçekten, 2000 yılında Türkiye’deki ceza davalarının %15’i karşılıksız çekle ilgilidir . Görüldüğü gibi ülkemizde karşılıksız çek keşide etmek tam bir sosyal felakete dönüşmüş olup, ceza yargılaması içerisinde önemli bir yer işgal etmektedir. Anılan sebeple adliyelerin iş yükü artmış ve bu husus zaten yoğun iş yükü ile yüklü ceza mahkemelerimizi adeta çalışamaz duruma getirmiştir.


 Ülkede yaşanan ekonomik krizler sonucunda karşılıksız çekten dolayı mahkumiyet alan kişilerin sayısında sürekli bir artış görülmektedir. Sorunun çözümü için herhangi bir çalışma yapılmazken, Avrupa Birliği ile uyum yasaları çerçevesinde Anayasada değişiklik öngören 03.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun uyarınca yeni bir düzenleme yapma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. 
Bu kanunla Anayasanın 38. maddesine eklenen fıkra uyarınca “hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” hükmü getirilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 4. Protokolün ülkemiz tarafından onaylanmasının doğal bir sonucu olarak anılan hüküm, Anayasaya aynen aktarılmış ve böylece, sözleşmeden doğan borcunu ödeyemeyen kişilere hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi yasaklanmıştır. 
Bu düzenleme karşısında karşılığı olmadığı için ödenmeyen çeklerden dolayı keşideciyi hapis cezası ile cezalandıran 3167 sayılı yasada da değişiklik yapılması gündeme gelmiştir . Aslında, 3167 sayılı yasanın çıkarıldığı tarihlerden itibaren karşılıksız çekin hapis cezası yaptırımına tabi tutulması eleştirilmiş ve ceza hukukunda çağdışı kalmış bulunan “borç için borçlunun hapsi” sistemine geri dönüldüğü iddia edilmiştir .  Bu çerçevede, Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bir komisyon tarafından 3167 sayılı Çek Kanununda değişiklik yapılmasını öngören bir tasarı hazırlanarak kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Neticede 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunu değiştiren, 26.02.2003 tarih ve 4814 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Ve çek Hamillerin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun” 08.03.2003 günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 4814 sayılı yasa 3167 sayılı yasada önemli değişiklik ve yenilikler getirmektedir.

 
Çek mevzuatı tarihçesi ile ilgili verilen kısa bilgiler ışığında 4814 sayılı yasa ile öngörülen düzenlemelerin ülkede yaşanan çek kaosunu sona erdirmeyi amaçladığını tahmin etmek hiç de zor olmayacaktır. Anılan doğrultuda 4814 sayılı yasa ile çekte muhatap olan bankanın (veya özel finans kurumunun) da yükümlülükleri ağırlaştırılmıştır. Aşağıda kısaca çek kanunu ile muhatap banka veya özel finans kurumunun yüklenen yükümlülükler üzerinde durulacaktır. 
B. ÇEKTE MUHATAP
 TTK m. 694 uyarınca “Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap olarak ancak bir banka gösterilebilir. Çekin ancak bir banka üzerine çekilebileceği hükmünü sevk eden Ticaret Kanunumuz, 727. maddesindeki “bu fasılda geçen banka tabirinden maksat, Bankalar Kanunu hükümlerine tabi olan müesseselerdir” şeklindeki hükmüyle bankanın tanımını da yapmıştır. Bankalar kanunu, hangi müesseselerin Türkiye’de bankacılıkla uğraşabileceğini (madde 7) düzenlemiş  ve özel finans kurumlarının da bankalarla ilgili düzenlemelere (madde 20/6) tabi olduğunu belirtmiştir. Anılan düzenlemeler çerçevesinde Türk hukuk sisteminde çekin ancak bir banka veya özel finans kurumu üzerine  çekilebileceği anlaşılmaktadır.
II . ÇEK KANUNU İLE BANKALARA YÜKLENEN YÜKÜMLÜLÜKLER
 Çek Kanunu çeşitli maddelerinde bankalara yükümlülükler getirmiş, bankaların bazı ödevlerini yerine getirmesini ve bazı önlemleri almalarını istemiş ve bunlar yapılmadığı takdirde bazı yaptırımlar öngörülmüştür. Bir başka deyişle yükümlülüğün geciktirilmesi veya hiç yapılmaması fark gözetilmeyerek yaptırıma tabi tutulmuştur . 
 Böylece çek işlemlerinin ve kullanımının sağlıklı yürütülmesi ve lehdarlarla hamillerin zarar uğramamaları amaçlanarak çeklere güven sağlanmak istenmiştir. Bu durumda yasanın genel olarak muhatap bankaya önleyici etki doğuran ve güvence işlevini yerine getiren yükümlülükler yüklediği ileri sürülebilecektir.

A. ÇEK DEFTERİ BASIMINDA UYULACAK ESASLAR
4814 sayılı yasa ile, 3167 sayılı yasanın çek karnelerinin baskı şeklini düzenleyen 3. maddesine de önemli değişiklikler getirilmiştir. Çek defterinin baskı şekline ilişkin esaslar daha önce olduğu gibi TC Merkez Bankası’nca belirlenecektir. Çeklerin tekdüzeliğini ve kişilerin göz alışkanlığını sağlamak açısından önemli bir düzenlemedir . Önemli bir değişiklik olarak çek yapraklarında bulunması zorunlu kayıtlara, hesap sahibinin “vergi kimlik numarası” da eklenmiştir.  Eksikliği belgeyi çek olarak geçersiz kılan mutlak zorunlu kayıtlar; çek sözcüğü, belirli bir miktarın kayıtsız ve şartsız ödenmesi hususunda havale, muhatap, keşide tarihi ve keşidecinin imzası gibi kayıtlardır(TTK m. 692). 
Çek kanunu 3. madde uyarınca bankaların, defterlerinin her yaprağına, çekle işleyen hesabın bulunduğu şubelerin adını, hesap numarasını ve hesap sahibinin vergi kimlik numarasını yazmaları gerekmektedir. 4814 sayılı yasa öncesinde  Çek Kanunu ile anılan çek unsurlarına ilave yapılıp yapılmadığı tartışma konusu olmuşsa da 3. maddenin 4814 sayılı yasa ile değişik “hesap sahibinin vergi kimlik numarası hariç olmak üzere bunların yazılmamış olması veya bankalarca baskı şekline ilişkin esaslara aykırı davranılması çekin geçerliliğinin etkilemez” hükmü anılan tartışmaya son vermiştir . Diğer bir ifade ile bundan sonra çek yapraklarında vergi kimlik numarası bulunması yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. 
B. ÇEK HESABI AÇARKEN GÖSTERMESİ GEREKEN ÖZEN    
Çek defterlerinin verilmesinde 3167 sayılı yasa ile bankalara gerekli basiret ve itinayı gösterme yükümlülüğü getirilmişti. 4814 sayılı yasa ile bankaların göstermesi gereken yükümlülük eski maddeye nazaran somutlaştırılarak açıklanmıştır. Gerçekten de eski metinde bankaların sorumluluğu “işlemlerin gerektirdiği basiret ve itina” şeklindeki genel bir kavram ile belirtilmişken yeni metinde bankalara;
a. Çek hesabı açmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını, TC. Merkez Bankası’nca yasanın 9. maddesine göre bankalar yapılan duyurular çerçevesinde araştırma yapma,
b. Çek hesabı açılan kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret (sağduyu) ve özeni gösterme yükümlülüğü getirilmiştir.   
Bu durumda adına çek hesabı açılacak kişinin, TC Merkez bankası kayıtlarında karşılıksız çek kaydının ve çek yasaklısı olup olmadığının tetkiki ile birlikte, ödeme gücünün bulunup bulunmadığının da araştırılması muhatap bankalar aleyhine yasal bir yükümlülük haline getirilmiştir. 
           C. ÇEK HESABI AÇILIRKEN ALINMASI GEREKEN EVRAKLAR
            Eski metinde, çek karnesi verilen müşterilerin açık kimliklerinin tespiti ile TC Merkez Bankası’na bildirme zorunluluğu düzenlenmişti. Yapılan değişiklikle daha önce TC Merkez Bankası’nın 1 numaralı tebliğinin 3. maddesi ile düzenlenmiş bulunan hususlara bazı ilaveler yapılarak yasa hükmü haline getirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre bankalar çek hesabı açarken hesap sahibinin; fotoğraflı nüfus cüzdan örneği ve kimlik numarasını, yerleşim yeri belgesini, tacir olanların ticaret sicil kayıtlarını, vergi kimlik numaralarını almak ve bu belgeleri hesabın kapatılmasını izleyen beş yıl süresince saklamak zorundadırlar. 
Ayrıca  muhatap bankanın toplanan tüm bu bilgileri ve çek hesabının kapatılması halinde de bu durumu on beş gün içerisinde TC Merkez Bankası’na bildirmesi zorunlu hale gelmiştir. 
          D. ÇEKİN İBRAZI HALİNDE BANKAYA DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜKLER
          1. MEŞRU HAMİLİN TESPİTİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ
   Her hangi bir çek ödenirken, muhatap bankanın dikkat edeceği en önemli husus, çek hamilinin meşru hamil olup olmadığıdır. Eğer çek doğrudan doğruya  lehtar tarafından ibraz edilmişse durum bir güçlük arz etmez, banka çekte yazılı ad ve soyadla karşılaştırıp aynı olduğunu tespit ettikten sonra, hamilin meşru ve dolayısı ile hamilin senedi tahsile yetkili olduğunu tespit etmiş sayılır(TK m. 567).

   Aynı zamanda çekin nama, emre veya hamiline düzenlenmesi halinde hamilin meşruiyetinin tespitinde bazı farklılıklar söz konusudur ancak bu farklılıklar çalışmamızın konusu dışındadır .
 2. DEFİLERİN İLERİ SÜRÜLMESİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ
   Muhatap bankanın ibraz edilen çeki de araştırma yükümlülüğü vardır. Bu sebeple muhatap banka evvela çekin hükümsüzlüğüne dair defiler ile senetten anlaşılan defilerin ve diğer kayıtların tespit ve bunların değerlendirilmesini de yapmakla yükümlüdür. Anılan doğrultuda muhatap banka  ödeme yapmadan önce bu çekin ödenmesinin doğru olup olmayacağını, senedin şekil itibariyle tam olup olmadığını (TTK m. 730/2, 588), başka bir ifade ile senedin hükümsüz olup olmadığını ve senet şeklen hükümsüz olmakla beraber süresinin geçip geçmediğini veya yazı ve rakamlarla ifade edilen para miktarının farklı olup olmadığını incelemekle yükümlü ve bu yetkiye sahiptir. Aksi takdirde muhatap senedi keşideci hesabına değil kendi hesap ve zararına ödemiş olur .  Örnek vermek gerekirse keşide yer ve tarihi bulunmayan bir senet çek sayılmayacağından bunu ödenmesi keşideciyi bağlamayacaktır. 
   Her ne kadar muhatap keşidecinin caymamış olduğu bir çeki ibraz müddetini geçmesinden sonra da ödemek yetkisini haiz ise de, bu gibi hallerde muhatabın hiç değilse altı aylık zamanaşımı süresinin geçip geçmediğini kontrolü ve eğer geçmişse ödemeden imtina etmesi gerekir .
3. ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
 Çeki düzenleyen TK hükümlerini poliçeye paralel olarak incelemek gerekir. Ancak çekin bir özelliği burada dikkati çekmektedir. Poliçede kabul eden muhatap, esas borçludur. Çekte ise muhatap banka, karşılık olursa ödeyen aslında bir hizmet veren durumundadır. Yani çekin esas borçlusu keşidecidir. Karşılık olduğu halde çeki ödemeyen banka poliçeyi kabul etmeyen muhatap gibidir, keşideciye karşı çek ilişkisi içerisinde sorumlu olur .  Kural olarak muhatap banka ile hamil arasında bir ilişki yoktur meğer ki özel yasa ile bu ilişki tesis edilmiş (Çek K.) veya muhatap banka-garantili çeklerde olduğu gibi- çek tutarını ödeyeceğini hamile garanti etmiş olsun.  
Koşullarına uygun ve karşılığı olan çek, muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir(Çek K. m. 4/2). Ancak anılan maddede çekin çek hesabı açılmış şube dışında herhangi bir şubeye ibraz edilmesi halinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenmesi hükmü de getirilmiştir. Bu hüküm keşideciyi korumak üzere getirilmiş bir düzenlemedir. Keşidecinin muhatap banka ile çeşitli hukuki ilişkileri veya birden fazla hesabı söz konusu olabilecektir. Mesela aradaki anlaşma gereği çek hesabında para olmaması halinde bir başka hesabından o hesaba aktarma yapılması öngörülmüş olabilir. Yine çeki ödemeye yetecek tutarın bankanın kullandıracağı  bir kredi şeklinde hesapta bulundurulması da kararlaştırılmış olabilir. Böyle bir durumda çekin ibraz edildiği diğer şubenin hesabın açıldığı şubeye sormadan çekin arkasına karşılıksız ibaresi yazması keşidecini mağdur olmasına sebebiyet verebilecektir. 
Bu konudaki bir diğer hüküm ise, çek karşılığının ödenmesinden evvel hamilin vergi kimlik numarasının saptanması zorunluluğudur. 
Bankanın ödeme yükümlülüğünün bulunması için ibraz edilen belgenin yasal öğeleri içeren bir çek, ibraz edenin hamil, ibrazın süresi içinde, çekin doğru ve gerçek olması, çekin ödenmesini engelleyecek bir durumun bulunmaması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak çek öğelerinin her türlü eksikliği muhatap bankanın ödeme yükümlülüğünü bertaraf eden bir hukuka uygunluk nedeni olamaz .
Türk Ticaret Kanununa göre  muhatap banka süresi içinde ibraz edilmeyen çeki ödemek zorunda değildir(m. 711/2). Çekten cayma ibraz süresi geçtikten sonra geçerli olduğundan, muhatap banka, cayma söz konusu değilse, ibraz süresi geçtikten sonra bile isterse ödeme yapabilecektir(m. 711).
Banka keşideci ile arasında bankadaki hesabı üzerinde çek keşide ederek tasarrufta bulunacağına ilişkin bir sözleşme olmadığını ileri sürerek ödemeden kaçınabilecektir. Ancak muhatap bankanın ibraz süresi içerisinde, ödeme yükümlülüğü altında ve cayma olanağı da olmadığından hamilin hile yaptığı veya aradaki sözleşmeye uymadığı vs. gibi sebepler ileri sürerek ödemeden kaçınması mümkün değildir . Bu konuda bir ihtiyati tedbir kararının muhatap bankaya ibrazı ihtimalinde bu hususun ancak lehdara karşı ileri sürülebileceği; hamilin üçüncü kişi olması halinde ileri sürülemeyeceği düşünülebilecektir .
Çek K.10. madde uyarınca muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için 300 Milyon TL’ye kadar ödemekle yükümlüdür. Kısmen karşılığının bulunması halinde ise bu miktarı her çek yaprağı için 300 Milyon TL’ye tamamlayacaktır. Anılan maddede bu hususun hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu belirtilmiştir. 
Bankanın kanuni garanti sorumluluğu denilen böyle bir yüküm getirilmesinin amacı, bir yandan çek defteri verirken bankaların özen göstermelerini, diğer yandan sınırlı da olsa bir miktara kadar çek hamillerine ödeme güvencesi sağlamaktır.                            Gerçekten de anılan hüküm, Çek Kanununda yapılan dikkat çekici bir değişiklik olarak göz çarpmaktadır. Her ne kadar miktarın 300 Milyon TL ile sınırlı tutulmasının yeterli olmayacağı ileri sürülebilirse de çekin güvenirliğini temin açısından atılmış önemli bir adım olduğu da muhakkaktır. Bu doğrultuda bankalar çek talep eden müşterilerini özenli bir şekilde araştıracak çekleri karşılıksız çıkanlara çek vermeyecektir. 
Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yaptığımız araştırmalar neticesinde bankaların ilk defa çek karnesi verilecek müşterilerine on yapraklı bir adet çek karnesinden fazla çek verilmeyeceği, hesap sahiplerine çek kullanım hacmi ile doğru orantılı çek karnesi verileceği , her çek yaprağı için olmak kaydıyla, ödemekle yükümlü olduğu 300 Milyon TL’nin müşteriden alınarak bloke edileceği, çeklerin şube müdürü, yönetmen ve müşteri temsilcisinden oluşturulacak çek komitesince  verileceğini, verilen çekler nedeni ile banka aleyhine ortaya çıkabilecek mali ya da cezai sonuçlardan çeki veren kişilerin sorumlu olabileceği gibi esaslar kabul edip banka şubelerini sürekli ve ciddi olarak uyardıkları anlaşılmıştır. 
Ayrıca çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde bankanın yükümlülüğü, 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı (üç yüz milyon TL) saklı kalmak üzere, çek hesabında bulunan miktarla sınırlıdır. 10. maddede belirlenen miktar dahil olmak üzere kısmi ödeme halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir (Çek K. m.4/3).  Değişiklikten önce muhatap banka çekin karşılıksız olduğunu çekin arkasına yazdıktan sonra çeki hamile geri veriyordu. Hamil de hukuki ve cezai takibatını bu çekle birlikte yapıyordu. Ancak artık çek hamili, muhatap bankadan aldığı bu onaylı fotokopi ile müracaat borçlularına ve kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi; Cumhuriyet savcılığına şikayette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ispat aracı olmak üzere ilave edecektir. Mahkeme veya icra dairelerinin talebi halinde çekin aslı bu mercilere gönderilecektir (Çek K. m4/3 son c.).  
Karşılığının bulunmasına rağmen muhatap bankaca ödeme yapılmaması aynı zamanda muhatap bankanın cezai sorumluluğunu da gerektirecektir. Ancak burada kasıt unsuru aranmalıdır. Bu bilinç ve irade ile hareket etmeksizin ödememe veya geç ödeme söz konusu olduğunda suç oluşmayacaktır . Hesap kartonunda yapılan yanlışlık nedeniyle karşılığının bulunmadığı sanısıyla çekin ödenmemsi ya da banka aygıtlarının bozukluğu yahut da personelin elinde olmayan nedenlerle geç ödeme yapılması durumlarında suç kastından söz edilemez .    
 4. ELEKTRONİK TAKAS SİSTEMİNDE İBRAZ VE BANKANIN KISMİ   
    KISMİ ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
 4814 sayılı yasa 3167 sayılı yasanın takas sistemini düzenleyen 6. maddesini de değiştirmiş ve bu konuda uygulamada sorun teşkil eden hususları yasal düzenleme altına almıştır. Çekin bir takas odasına ibrazının ödeme için ibraz yerine geçeceği TTK 710. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna paralel olarak yeni düzenleme ile çeklerin fiziki olarak ibraz edilmesine lüzum bulunmaksızın sadece çek bilgileri üzerinden elektronik takas ortamında işlem görmesi halinde hangi tarihte ve ne şekilde  gerçekleştiği hususu da açıklığa kavuşturulmuştur. Çekin elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesinin, takas odasına ibraz hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır.
 4814 sayılı yasada göze çarpan bir diğer önemli bir değişiklik ise takas odaları vasıtasıyla ibraz edilen çeklerde, -10. maddede belirtilmiş olan bankanın ödemekle yükümlü olduğu asgari miktar dahil olmak üzere- kısmi ödemenin yapılmayacağıdır. Ancak bu halde, hesapta bulunan kısmi karşılık tutarı muhatap banka tarafından, çeki ibraz eden hamil lehine on beş gün süre ile bloke edilecektir. Bu süre içerisinde hamil, çek aslı ile birlikte muhatap bankaya müracaat ederek, lehine bloke edilen miktarı talep edebilecektir. Bankanın yasal olarak ödemekle yükümlü olduğu asgari miktar da talep sınırı içindedir.   
5. KEŞİDECİNİN ADRES BİLGİLERİNİN HAMİLE VERİLMESİ                                   YÜKÜMLÜLÜĞÜ
 Uygulamada karşılaşılan sorunlardan biri de; çeklerin tamamen veya kısmen karşılıksız kalması halinde, keşidecinin adres bilgilerinin çek hamiline verilip verilmeyeceği konusundaydı. 
Hamilin karşılıksız çek keşide eden keşideci hakkında hukuki ve cezai takibat yapması açısından keşidecinin adres bilgileri oldukça önemlidir. Bu konuda daha önce açık bir hüküm düzenlenmemişti. Ancak keşidecinin adres bilgilerine ulaşmak da imkansız değildi. Karşılıksız çıkan çeki icra takibine koyan hamilin icra müdürlüğünden takip borçlusunun adres bilgilerinin bildirilmesi için muhatap bankaya müzekkere yazılmasını talep etmesi halinde icra dairesinden gönderilen bu müzekkereye karşı zaten muhatap bankanın bilgi verme zorunluluğu vardı. Yine hamilin hukuki ve cezai takibatını vekil aracılığı ile yapması durumunda da vekilin de bu bilgilere ulaşması mümkündü. Avukatlık Kanununun (4667 sayılı yasa ile değişik) 2. maddesinde özel ve kamuya ait bankaların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunluluğu getirilmiştir. Yine anılan maddede kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri avukatın incelemesine sunmakla yükümlülüğü yüklenmiştir. 
4814 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle; çekin karşılığının kısmen veya tamamen bulunmamamsı halinde hamilin talep etmesi halinde keşidecinin bankaca bilinen adresinin hamile verileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. 
 6. İHTAR VE SAVCILIĞA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ
  3167 sayılı yasanın  7. maddesi, çekin kısmen veya tamamen karşılıksız kalması halinde banka tarafından hesap sahibine gönderilecek olan uygulamadaki ismiyle düzeltme ihtarnamesinin içeriğini, 8. maddesi ise düzeltme hakkını düzenlemekte idi. 4814 sayılı yasa ile yasanın 6. ve 7. maddelerinde kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Eski düzenlemeye göre, yeterli karşılığı olmayan çekin kısmen veya tamamen ödenmemesi halinde muhatap banka;
      a. Hesap sahibinin kendisinin veya vekil veya temsilcilerinin elinde bulunan tüm           .                      çek karnelerini aldığı bankalara geri vermesini,
       b. 8. madde hükümleri gereğince düzeltme işlemlerini yerine getirmeden bir yıl   .                   .                     müddet ile çek keşide edemeyeceğini,
      c. Aksine davranışların cezai müeyyideleri gerektireceğini,
ibraz tarihini izleyen 10 gün iş günü içinde, hesap sahibine iadeli taahhütlü mektupla tebliğ etmek zorunda idi. Yeni düzenleme ile muhatap bankaya yalnızca, hesap sahibine kendisine ait bütün çek defterlerini aldığı bankalara geri vermesini, değişik 8. maddede öngörülen sürenin bitiminden itibaren iadeli taahhütlü mektupla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. 
Ayrıca 3167 sayılı yasanın 13. maddesinde yapılan değişiklik ile, 7. madde gereği çek defterlerini geri vermeyenlerin ilgili bankanın ihbar üzerine 350 Milyon TL’den 3 Milyar TL’ye kadar ağır para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir ve ilgili bankanın bu bildirimi yapma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde, yasanın 15. maddesi gereği 350 Milyon TL’den 350 Milyar TL’ye kadar ağır para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Ayrıca bu yargılamada bankayı şube müdürünün temsil edeceği ifade edilmiştir.


           7. MERKEZ BANKASINA BİLDİRİM VE DUYURU YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Muhatap banka yeterli karşılığı olmadığı için çekin ödenmediğini ve hesap sahibi hakkında gerekli bilgileri ibraz tarihinden itibaren on gün içinde TC Merkez Bankasına bildirmek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, bildirim süresinin çek üzerindeki keşide tarihinden değil, ibraz tarihinden itibaren başladığıdır. Bir başka deyişle bu bildirimin yapılması için düzeltme hakkını kullanılıp kullanılmamsının bir önemi yoktur. Örneğin, 19.05.2003 keşide tarihli bir çekin 05.05.2003 tarihinde ibraz edilip karşılıksız çıkması halinde, TC Merkez Bankasına bildirim süresi, ibraz tarihi olan 05.05.2003 tarihinden itibaren 10 gün olacaktır.
Bu bildirimden sonra, çek tutarı tazminat ve gecikme faizi ile birlikte hamile veya hamile ödenmek üzere muhatap bankaya ödenmesi halinde bu ödeme muhatap banka tarından 10 gün içinde TC Merkez Bankasına bildirilir. TC Merkez Bankası da bu bildirimleri on beş gün içinde bankalara duyurur.
 8. YENİ ÇEK DEFTERLERİNİN KULLANIMINA GEÇİŞ SÜRECİNDE          .        .   BANKAYA DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜK  
  4814 sayılı yasanın geçici 5. maddesinde; yeni çek defterlerinin kullanımına geçiş süresi düzenlenmiştir. Anılan madde gereği bankalar, TC Merkez Bankası’nca bu kanunun yayımını izleyen bir ay içinde Resmi Gazetede yayınlanacak bir tebliğle belirlenecek esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastıracaklardır. 
  Bankalar bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verip elerindeki eski çek defterlerini toplayarak imha edeceklerdir. Ayrıca anılan maddede bu tarihe kadar muhatap bankanın 10. madde uyarınca sorumluluğunun her çek yaprağı için 60 Milyon TL olacağı bu tarihten sonra ise 300 Milyon TL olacağı hüküm altına alınmıştır.  

 

 9. SORUMLULUĞUN GENEL KAPSAMI
 4814 sayılı yasa ile 3167 sayılı kanunun 14. ve 15. maddeleri de değiştirilmiştir. Anılan değişikliklerle muhatap bankanın yasada öngörülen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde cezalandırılması öngörülmüştür. Yine muhatap bankanın münhasır yetkisi dahilinde bulunan hususlarda yasak faaliyette bulunan yetkisiz şahısların eylemlerinin cezalandırılması da düzenlenmiştir.

Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlara ve bastıranlara iki yıldan beş yıla kadar hapis ve üç yüz elli milyon liradan üç milyar liraya kadar ağır para cezası verilir(Çek K. m. 14). Aynı şekilde 4814 sayılı yasanın 3, 4, 5, 7, 9 ve 11 inci maddeler ile 13 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı yükümlülükleri yerine getirmeyen bankalar hakkında üç yüz elli milyon liradan üç milyar liraya kadar ağır para cezasına hükmedileceği düzenlenmiştir(Çek K. m. 15). Yine anılan maddede yargılamada bankayı şube müdürünün temsil edeceği de hükme bağlanmıştır(Çek K. m. 15/son c.).

Daha önceki açıklamalarımızda yasa ile getirilen yükümlülükler yeri geldikçe incelemeye tabi tutulmuştur. Bu sebeple bu bölümde sadece daha önce temas ettiğimiz muhatap banka aleyhine düzenlenen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde cezai sorumluluğunun doğacağını belirtmekle yetineceğiz. Sonuç olarak belirtmek gerekirse yasa koyucu sadece yükümlülükleri belirtmekle yetinmemiş; aynı zamanda aykırılık halinde yaptırım hükümleri de getirerek cezai sorumluluğu özel olarak düzenleme yoluna gitmiştir.     


KAYNAKLAR   
Bahtiyar, Mehmet; Kıymetli Evrak Hukuku, Beta Yayınları, 2003

Bozer, Ali-Göle, Celal; Kıymetli Evrak Hukuku Bilgisi, Banka ve Ticaret Hukuku 
Araştırma Enstitüsü,1996, Ankara, s. 161

Çeker, Mustafa; Çek ve Yeni Kanun Tasarısı, www.turkhukuksitesi.com, Haziran 2002

Domaniç, Hayri; Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, TTK Şerhi 4, İstanbul 1990

Donay, Süheyl; Son Değişiklikler Açısından Çek, İstanbul, 1986

Eroğlu, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması 
Hakkındaki Kanun ile ilgili olarak T.C. Merkez Bankası Açısından Uygulamada
Ortaya Çıkan Sorunlar, Tespit ve Öneriler, Batider, C.XV. sy.2, s.13-16

Fevzioğlu, Feyzi Necmettin, “Sözleşmeden Kaynaklanan Yükümlülükler Nedeniyle Hürriyetin 
Kısıtlanması–Anayasa ve Ceza Hukukları Açısından Bir İnceleme”, AİHS ve Anayasa 
m.38 f.8 Açısından Ödenmeyen Para Borçlarında Yaptırımlar Sempozyumu, Ankara,
Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, s.15-38.

Poroy/Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 12. bası, İstanbul 1995, s.238

Reisoğlu, Seza: Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, Ankara, 1985

Selçuk, Sami; Çek Suçları, Hatiboğlu Yayınları, Ankara, 1993

Tümerkan, Somay; Dolandırıcılık Suçu (Karşılıksız Çek Keşide Fiilleri), 
Kazancı Yayınları, İstanbul, 1987

 

www.turkhukuksitesi.com: T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verileri